← Bloga geri dön
🇬🇧İngilizce

İngilizce 'Nice to meet you': Kendini tanıtmanın ve selamlaşmanın 20+ yolu

Sandor tarafındanGüncelleme: 25 Mart 20268 dk okuma

Hızlı cevap

İngilizcede “Nice to meet you” (/naɪs tə miːt juː/) ilk tanışmada en yaygın ifadedir. Doğru cevap: “Nice to meet you too!” (/naɪs tə miːt juː tuː/). Daha resmî: “Pleased to meet you” (/pliːzd tə miːt juː/) veya “It's a pleasure” (/ɪts ə ˈplɛʒər/). Birini zaten tanıyorsanız: “Nice to see you again” (/naɪs tə siː juː əˈɡɛn/).

Kısa cevap

İlk tanışmada en yaygın İngilizce ifade Nice to meet you (/naɪs tə miːt juː/) olur ve kelime kelime şu anlama gelir: "Seninle tanışmak güzel." İngilizce öğrenen herkesin mutlaka öğrenmesi gereken tek cümle budur. Doğru cevap da en az bunun kadar önemlidir: "Nice to meet you too!"

Ethnologue 2024 verilerine göre İngilizce, yaklaşık 380 milyon ana dil konuşuru dahil, yaklaşık 1.5 milyar kişi tarafından kullanılır. İngilizcede ilk tanışma ritüeli, Japonca veya Koreceye kıyasla oldukça basittir. Karmaşık nezaket seviyeleri ve eğilme yoktur, ama öğrenenler için her zaman açık olmayan temel ve kritik bir fark vardır.

"İngilizce tanışma ritüelleri 1800'lerden beri giderek sadeleşti: eskiden zorunlu olan resmi protokol, özellikle Amerikan İngilizcesinde, daha samimi ve doğrudan bir tonla değiştirildi. 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Nice to meet you, ilk tanışma için en evrensel kalıp haline geldi."

(David Crystal, The Cambridge Encyclopedia of the English Language, Cambridge University Press, 2019)

Hemen öğrenmeniz gereken en önemli fark: İngilizcede meet fiili sadece ilk tanışmayı anlatır. Daha önce tanıdığınız biriyle yeniden karşılaşmak için see kullanılır. Birini zaten tanıyorsanız ve "Nice to meet you" derseniz, onu unuttuğunuz izlenimi verir. Bu da ortamı garipleştirebilir. Bu tuzak hakkında daha fazlasını meet vs. see bölümünde okuyabilirsiniz.


Hızlı genel bakış


İlk tanışma cümleleri

Bu cümleleri SADECE birisiyle İLK kez tanıştığınızda kullanın. Merriam-Webster'a göre bu bağlamda meet fiili, "birisiyle ilk kez tanışıp tanışıklık kurmak" anlamına gelir. Bu tek seferlik bir olaydır.

Nice to meet you!

Kibar

//naɪs tə miːt juː//

Kelime kelime anlamı: Seninle tanışmak güzel

Hi, I'm Sarah! Nice to meet you.

Merhaba, ben Sarah! Tanıştığımıza memnun oldum.

🌍

İngilizce konuşulan dünyada ilk tanışmada en yaygın kalıp. ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya'da doğal duyulur. İnsanlar bunu sık sık el sıkışırken söyler. Birisi sizi başka biriyle tanıştırdığında neredeyse beklenen bir ifadedir.

Nice to meet you telaffuzunda şuna dikkat edin: hızlı ve doğal konuşmada "to" çoğu zaman /tuː/ değil /tə/ gibi duyulur. Yani "nice TO meet YOU" değil, "nice tə meet you" gibidir. Bu zayıf biçim İngilizcede tamamen normaldir.

2023 tarihli bir British Council İngilizce öğretimi raporu, Nice to meet you ifadesinin yabancı dil olarak İngilizcede en çok öğretilen tanışma cümlesi olduğunu doğrular. Aynı zamanda ana dil konuşurları tarafından da en çok kullanılanlardan biridir.

💡 İngilizce konuşulan kültürlerde el sıkışma: ne zaman ve nasıl?

İngilizce konuşulan kültürlerde ilk tanışma neredeyse her zaman el sıkışmayı içerir. İş ortamında bu beklenir. Birleşik Krallık'ta el sıkışma genelde daha kısa ve daha gevşektir. ABD'de daha sıkı olur. İş bağlamında ilk tanışmada yanaktan öpme veya sarılmayı siz başlatmayın. Yakın arkadaş gruplarında fiziksel yakınlık daha yaygındır, ama yabancılarla el sıkışmaya sadık kalın.


Pleased to meet you

Resmi

//pliːzd tə miːt juː//

Kelime kelime anlamı: Tanıştığıma memnun oldum

Pleased to meet you, Mr. Thompson. I've heard great things about your work.

Tanıştığıma memnun oldum, Bay Thompson. Çalışmalarınız hakkında çok güzel şeyler duydum.

🌍

'Nice to meet you' ifadesinden biraz daha resmidir. İş toplantılarında, konferanslarda ve önemli kişilerle tanışırken en iyi şekilde oturur. Amerikan İngilizcesine göre Britanya İngilizcesinde biraz daha yaygındır.

Pleased to meet you, standart tanışma cümlesinin daha yüksek üsluptaki bir versiyonudur. Önemli biriyle, bir iş ortağıyla, olası bir yöneticiyle veya işini bildiğiniz biriyle tanışacağınızı biliyorsanız, bu kalıp görüşmeyi ciddiye aldığınızı gösterir. Telaffuz notu: "pleased" içindeki uzun /iː/ sesi, "see" kelimesindeki ünlü gibidir.


It's a pleasure to meet you

Resmi

//ɪts ə ˈplɛʒər tə miːt juː//

Kelime kelime anlamı: Tanışmak benim için bir zevk

It's a pleasure to meet you, Professor Williams. Your research has been very influential.

Tanışmak benim için bir zevk, Profesör Williams. Araştırmalarınız çok etkili oldu.

🌍

Standart tanışma cümleleri içinde en resmisi. Neden onur duyduğunuzu eklerseniz özellikle iyi çalışır: 'It's a pleasure to meet you, I've admired your work for years.'

İnsanlar bunu günlük hayatta daha az kullanır, ama iş konferanslarında, profesyonel etkinliklerde veya birinin ününü iyi bildiğinizde çok özenli duyulur. Kısaltılmış biçim olan "It's a pleasure" da tek başına tam bir cevap olarak kullanılabilir.


How do you do? (British, formal)

Çok resmî

//haʊ duː juː duː//

Kelime kelime anlamı: How do you do?

How do you do? I'm James Hartley, from the Oxford office.

Tanıştığımıza memnun oldum. Ben Oxford ofisinden James Hartley.

🌍

Geleneksel bir Britanya resmi tanışma kalıbı. KRITIK KURAL: doğru cevap 'Fine, thanks' değildir, aynı ifadeyi geri söylemektir: 'How do you do?' Bugün gençlere biraz eski moda gelebilir, ama resmi Britanya ve iş bağlamlarında hala görülür.

How do you do? İngilizce öğrenenleri şaşırtabilir, çünkü soru gibi görünür. Aslında ritüel bir tanışma kalıbıdır. Birisi size "How do you do?" derse, beklenen doğru cevap aynı cümleyi tekrar etmektir. "Fine, thanks!" demeyin. Peter Trudgill'in International English (Routledge, 2008) kitabı buna "mirroring formula" der. Bu, Britanya resmi üslubunun bir özelliğidir.

🌍 'How do you do?' ve 'How are you?' farkı, biri ritüel, diğeri selamlaşma

İki cümle benzer görünür, ama işlevleri tamamen farklıdır. "How do you do?" sadece resmi bir ortamda ilk tanışma içindir ve cevap olarak aynı ifade geri söylenir. "How are you?" genel bir selamlaşmadır ve insanlar kısa, olumlu bir cevap bekler: "Good, thanks!" veya "Fine, you?" Biri ilk tanışma içindir, diğeri her karşılaşma için.


Cevaplar ve karşılık cümleleri

Nasıl cevap vereceğinizi bilmek, başlatmak kadar önemlidir. İngilizce görgü kurallarında bir tanıştırmaya mutlaka karşılık verirsiniz. Sessiz kalmak veya sadece baş sallamak uygun değildir.

Nice to meet you too!

Kibar

//naɪs tə miːt juː tuː//

Kelime kelime anlamı: Benim için de tanışmak güzel

Nice to meet you!, Nice to meet you too! I've heard a lot about you.

Tanıştığımıza memnun oldum!, Ben de memnun oldum! Hakkınızda çok şey duydum.

🌍

'Nice to meet you' ifadesine en doğal ve en yaygın cevap. Sondaki 'too' kelimesini vurgulayın. O tek kelime duygunun karşılıklı olduğunu gösterir.

too kelimesi genelde sonda güçlü vurgu alır. Bu, aynı duyguyu geri verdiğinizi netleştirir. Ana dil konuşurları neredeyse her zaman bunu ekler. "too"yu çıkarırsanız cümle yarım kalmış gibi hissedilebilir.


The pleasure is mine

Resmi

//ðə ˈplɛʒər ɪz maɪn//

Kelime kelime anlamı: Zevk bana ait

Pleased to meet you!, The pleasure is mine, absolutely.

Tanıştığıma memnun oldum!, Asıl ben memnun oldum, kesinlikle.

🌍

Zarif ve daha resmi bir cevap. Onlarla tanışmaktan özellikle memnun olduğunuzu gösterir. İş ortamında, konferanslarda veya önemli kişilerle tanıştırıldığınızda doğal duyulur. Daha kısa olan 'My pleasure' da olur.

The pleasure is mine biraz daha yüksek tonda duyulur, ama İngilizcede doğal bir cevaptır. Görüşmenin önemini kabul ettiğinizi gösterir. Kısaltılmış My pleasure da doğrudur ve biraz daha rahat hissettirir.


Likewise

Kibar

//ˈlaɪkwaɪz//

Kelime kelime anlamı: Ben de

It's great to meet you!, Likewise! I've been looking forward to this.

Tanışmak harika!, Ben de! Bunu dört gözle bekliyordum.

🌍

Her tanışma kalıbıyla çalışan, tek kelimelik basit bir cevap. Ne çok resmi ne çok samimidir. Sıcak ve kendinden emin duyulur. Tüm cümleyi tekrar etmek istemiyorsanız çok iyidir.

Likewise İngilizcedeki en pratik kelimelerden biridir. Tek kelimeyle aynı duyguyu paylaştığınızı gösterirsiniz. Doğal ve nazik duyulur, garip kaçmaz. Emin değilseniz her zaman işe yarar.


It's great to finally meet you

Kibar

//ɪts ɡreɪt tə ˈfaɪnəli miːt juː//

Kelime kelime anlamı: Sonunda tanışmak harika

It's great to finally meet you in person, we've been emailing for months!

Sonunda yüz yüze tanışmak harika, aylardır e-postalaşıyoruz!

🌍

Daha önce iletişiminiz olduysa, e-posta, sosyal medya, telefon görüşmeleri, ama bu ilk yüz yüze buluşmaysa kullanın. 'finally' kelimesi ilişkinin zaten var olduğunu, ama yüz yüze görüşmenin zaman aldığını gösterir.

Bu, İngilizcedeki en sıcak ve en samimi tanışma cümlelerinden biridir. finally kelimesi bu buluşmayı beklediğinizi anlatır. Uzaktan çalışma kültüründe özellikle yaygınlaştı. İnsanlar aylarca görüntülü görüşme ve e-posta ile çalışıp sonra yüz yüze tanışıyor.


Yeniden karşılaştığınızda

Bu ifadeleri ilk tanışmada kullanmayın. Sadece zaten tanıdığınız kişilerle kullanın. Bu, İngilizcedeki en önemli ayrımlardan biridir.

Nice to see you (again)!

Kibar

//naɪs tə siː juː (əˈɡɛn)//

Kelime kelime anlamı: Seni (yeniden) görmek güzel

Nice to see you again, John! It's been a few months.

Seni yeniden görmek güzel, John! Birkaç ay oldu.

🌍

Tanıdığınız birini tekrar gördüğünüzde kullanılan temel kalıp. 'again' ekleyebilir veya çıkarabilirsiniz, ikisi de doğal duyulur. Önemli: bunu ilk tanışmada asla kullanmayın.

İngilizcede nice to see you ile nice to meet you arasındaki fark keskindir ve ciddiye alınır. see fiili, zaten tanıdığınız biri içindir. meet fiili, birini ilk kez tanımak içindir. Zaten tanıdığınız birine "Nice to meet you" derseniz, "sanki ilk kez tanışıyormuşuz gibi" anlamı çıkar. Bu da onu unuttuğunuzu düşündürür.


Good to see you!

Kibar

//ɡʊd tə siː juː//

Kelime kelime anlamı: Seni görmek güzel

Good to see you! How have you been?

Seni görmek güzel! Nasıl gidiyor?

🌍

'Nice to see you again' ifadesinden biraz daha rahattır. Arkadaşlarla, iş arkadaşlarıyla ve eski tanıdıklarla doğal duyulur. İnsanlar bunu sık sık 'How have you been?' gibi bir soruyla devam ettirir.

Good to see you! daha resmi olan Nice to see you ifadesinden daha sıcak ve biraz daha kişisel gelir. Özellikle uzun zaman geçtiyse iyi çalışır. Örneğin bir iş konferansında altı aydır görmediğiniz birini görünce.


Long time no see!

Samimi

//lɒŋ taɪm nəʊ siː//

Kelime kelime anlamı: Uzun zaman oldu

Hey, long time no see! What have you been up to?

Hey, uzun zaman oldu! Neler yapıyordun?

🌍

Çok samimi, gayriresmi bir kalıp. Son görüşmeden bu yana uzun zaman geçtiğinde söylenir, en az birkaç ay. Dil bilgisi alışılmadı, ama İngilizce konuşulan dünyada bilinir. İş veya resmi bağlamlarda kullanmayın.

Long time no see! İngilizcedeki en ilginç ifadelerden biridir, çünkü dil bilgisi olarak yanlış gibi görünebilir. Fiil yoktur. Yine de yüzyıllardır İngilizcede vardır ve İngilizce konuşulan dünyada anlaşılır. Sadece arkadaşlarla gündelik kullanın, bir yöneticiyle veya iş ortağıyla değil.


It's been a while!

Samimi

//ɪts bɪn ə waɪl//

Kelime kelime anlamı: Bir süredir görüşmedik

It's been a while! Are you still working at the same place?

Bir süredir görüşmedik! Hala aynı yerde mi çalışıyorsun?

🌍

Gündelik, ama 'Long time no see' kadar uç değil. Birkaç hafta veya birkaç ay ara verdikten sonra söylenir. Samimi buluşmalarda veya eski iş arkadaşları tekrar karşılaşınca doğal duyulur.


Kendinizi tanıtma

Sadece cevap vermeyi bilmek yetmez, İngilizcede kendinizi nasıl tanıtacağınızı da bilmeniz gerekir. Britanya ve Amerikan kültüründe isim alışverişi ilk tanışmanın temel bir parçasıdır.

Hi, I'm...

Samimi

//haɪ aɪm//

Kelime kelime anlamı: Merhaba, ben [name]

Hi, I'm Emma. Nice to meet you!

Merhaba, ben Emma. Tanıştığımıza memnun oldum!

🌍

En yaygın ve en doğal gündelik tanışma. 'I'm', 'I am' kısaltmasıdır, hızlı, samimi ve doğrudan. Neredeyse her gayriresmi durumda varsayılan seçenektir.

İngilizcede, Japonca veya Korece kültürünün aksine, isim alışverişi hızlı ve doğrudandır. Karmaşık bir protokol yoktur. İsminizi söylersiniz, gülümsersiniz ve el sıkışabilirsiniz. Hi, I'm [name] çok esnektir, çünkü basittir. Hem profesyonel hem sosyal ortamlarda çalışır.


My name is...

Kibar

//maɪ neɪm ɪz//

Kelime kelime anlamı: Benim adım [name]

My name is James Carter. I'm the new project manager.

Benim adım James Carter. Yeni proje yöneticisiyim.

🌍

'Hi, I'm...' ifadesinden biraz daha resmidir. İş, profesyonel veya eğitim bağlamlarında yaygındır. İsminize rolünüzü veya şirketinizi eklediğinizde özellikle işe yarar.

My name is daha dolu ve daha törensel bir biçimdir. Bir e-postanın başında, bir telefon görüşmesinde veya profesyonel bir etkinlikte kendinizi tanıtırken doğal bir seçimdir. Günlük hayatta ana dil konuşurları daha kısa olan I'm biçimini tercih eder.

💡 İsminize bağlam ekleyin!

İngilizcede ilk tanışmada isminize kısa bir bağlam eklemek özellikle etkilidir. Sadece "Hi, I'm Tom" demek yerine, "Hi, I'm Tom, I work with Sarah in the marketing team." deyin. Bu, karşı tarafın adınızı hatırlamasını kolaylaştırır. Konuşmayı da hemen açar.


Allow me to introduce myself

Çok resmî

//əˈlaʊ miː tə ˌɪntrəˈdjuːs maɪˈsɛlf//

Kelime kelime anlamı: Kendimi tanıtmama izin verin

Allow me to introduce myself. I'm Dr. Helen Foster, Head of Research.

Kendimi tanıtmama izin verin. Ben Dr. Helen Foster, Araştırma Başkanıyım.

🌍

Daha yüksek, resmi bir üslup. Konferanslarda, iş görüşmelerinde veya bir gruba kendinizi tanıtırken bu kalıp profesyonellik sinyali verir. Gayriresmi bir ortamda tuhaf duyulur.


Başkalarını tanıştırma

İngilizcede başkalarını tanıştırmayı da bilmeniz gerekir. İngilizce tanıştırma kültüründe üçüncü bir kişiyi tanıtmak da net kalıplarla yapılır.

This is...

Kibar

//ðɪs ɪz//

Kelime kelime anlamı: Bu [name]

This is my colleague, Maria. She leads the design team.

Bu iş arkadaşım Maria. Tasarım ekibine liderlik ediyor.

🌍

Birini tanıştırmanın en evrensel yolu. Her resmiyet seviyesinde çalışır. Kısa bir bağlam eklemek iyi olur: kişi kim ve onu nereden tanıyorsunuz.

İngilizcede birini tanıştırırken kısa bir detay eklemek yaygındır: size kim olduğu, ne yaptığı veya birbirinizi nasıl tanıdığınız. Bu, yeni tanışan kişilerin konuşmaya başlamasını kolaylaştırır.


Have you met...?

Kibar

//hæv juː mɛt//

Kelime kelime anlamı: [name] ile tanıştın mı?

Have you met David? He just joined our team last week.

David ile tanıştın mı? Geçen hafta ekibimize katıldı.

🌍

Sadece 'This is...' demekten daha kullanışlıdır, çünkü konuşmayı soru olarak açar. Cevap 'No, I haven't' ise hemen tanıştırırsınız. 'Yes' ise yeniden karşılaşma ritüelini destekler.


I'd like you to meet...

Resmi

//aɪd laɪk juː tə miːt//

Kelime kelime anlamı: Seni [name] ile tanıştırmak isterim

I'd like you to meet our new director, Mr. Chen.

Sizi yeni direktörümüz Bay Chen ile tanıştırmak isterim.

🌍

Daha resmi bir tanıştırma. Özellikle tanıştırma planlıysa, tesadüfi değilse faydalıdır. Bir iş yemeğinde, konferansta veya iki kişiyi bilerek tanıştırmak istediğinizde uygundur.


meet ve see tuzağı

⚠️ Öğrenenlerin en yaygın hatası: zaten tanıdığınız birine 'Nice to meet you' demek

Bu, İngilizce öğrenenlerin yapabileceği en büyük ve en garip hatalardan biridir. Birini zaten tanıyorsanız, daha önce sadece bir kez görmüş olsanız bile, "Nice to meet you" demek onu tamamen unuttuğunuz izlenimini verir. Karşı taraf kırılabilir veya rahatsız olabilir. Tanıdığınız biriyle doğru kalıplar şunlardır: "Nice to see you (again)!" veya "Good to see you!" Unutmayın: meet = ILK tanışma, see = zaten tanıdığınız biri.

İngilizcedeki meet ve see farkı küçük bir üslup tercihi değildir. Temel bir dil bilgisi ve kültür kuralıdır. Ethnologue verilerine göre İngilizce, resmi statüye sahip olduğu 59 ülkenin neredeyse tamamında bu ayrımı korur. Yani bu bölgesel değil, genel bir normdur.

DurumDoğru kalıpKaçının
İlk kez tanışıyorsunuzNice to meet youNice to see you
Zaten tanıdığınız biriyle karşılaşıyorsunuzNice to see you (again)Nice to meet you
Uzun bir aradan sonraLong time no see!,
E-posta iletişiminden sonra yüz yüzeIt's great to finally meet you,
Resmi Britanya ilk tanışmasıHow do you do?How are you? (buna cevap gerekir!)

Örnek tanışma diyaloğu

Gerçek bir diyalog, soyut kurallardan daha çok öğretir. Aşağıdaki sahne bir iş konferansında geçer. İlk tanışmadan isim alışverişinin bitişine kadar:

Alex: Hi, I don't think we've met. I'm Alex, I work in the London office. ("Merhaba, sanırım daha önce tanışmadık. Ben Alex, Londra ofisinde çalışıyorum.")

Maya: Oh, nice to meet you, Alex! I'm Maya. I'm here with the Berlin team. ("Aa, tanıştığımıza memnun oldum, Alex! Ben Maya. Berlin ekibiyle buradayım.")

Alex: Nice to meet you too! Have you met our project lead, David? He's been looking forward to connecting with the Berlin team. ("Ben de memnun oldum! Proje liderimiz David ile tanıştın mı? Berlin ekibiyle bağlantı kurmayı dört gözle bekliyordu.")

Maya: Not yet, I haven't. I'd love to! ("Henüz değil. Çok isterim!")

Alex: David! I'd like you to meet Maya, from the Berlin office. ("David! Seni Berlin ofisinden Maya ile tanıştırmak isterim.")

David: Maya, it's a pleasure to meet you! I've heard so much about the work you've been doing. ("Maya, tanışmak benim için bir zevk! Yaptığın çalışmalar hakkında çok şey duydum.")

Maya: The pleasure is mine! I've been looking forward to this. ("Asıl ben memnun oldum! Bunu dört gözle bekliyordum.")

Bu diyalog, tüm temel kalıpları kısa şekilde içerir: ilk tanışma (nice to meet you), üçüncü kişiyi tanıştırma (I'd like you to meet), daha resmi üslup (it's a pleasure, the pleasure is mine) ve doğal isim alışverişi.

🌍 İngilizcede aynı isim durumları: karşı tarafın adını hatırlayın!

İngilizce konuşulan kültürde ilk tanışmadan sonra kişinin adını hatırlamak çok önemlidir. İdeal olan, kısa süre içinde adı tekrar etmektir. Birisi "Hi, I'm Sarah" derse ve siz hemen "Nice to meet you, Sarah!" derseniz, çok olumlu bir izlenim bırakırsınız. Dikkat ettiğinizi ve bağlantıya değer verdiğinizi gösterir. İngilizce konuşulan iş kültüründe insanlar bunu bilinçli olarak bir networking aracı gibi kullanır.


Gerçek İngilizce içerikle pratik yapın

İngilizce tanışma kalıplarını en iyi gerçek diyaloglardan öğrenirsiniz. İlk tanışma kalıpları olan Nice to meet you, The pleasure is mine, It's great to finally meet you Britanya ve Amerikan dizi ve filmlerinde sürekli geçer. Doğal telaffuz ve beden diliyle birlikte duyarsınız.

İngilizce öğrenmek için en iyi filmler sayfası size iyi bir başlangıç verir. Karakterlerin farklı durumlarda kendilerini nasıl tanıttığını izleyin: resmi bir iş toplantısında, samimi bir buluşmada veya romantik bir ilk buluşmada. Ton, el sıkışma ve göz teması gerçek bağlamda en iyi anlaşılır.

Wordy İngilizce öğrenme sayfasında interaktif altyazılarla film ve dizi izleyebilirsiniz. Herhangi bir tanışma ifadesine tıklarsanız, telaffuzu, resmiyet seviyesini ve kültürel notları anında görürsünüz. Böylece ifadeleri doğal İngilizce diyalogların içinde öğrenirsiniz. Ana dil konuşurları da bu şekilde öğrenir.

Sıkça Sorulan Sorular

'Örülök, hogy megismerhetlek' İngilizce nasıl denir?
En yaygın ifade “Nice to meet you” (/naɪs tə miːt juː/). Daha resmî seçenekler: “Pleased to meet you” (/pliːzd tə miːt juː/) veya “It's a pleasure to meet you” (/ɪts ə ˈplɛʒər tə miːt juː/). Britanya iş ortamında “How do you do?” sorusuna aynı şekilde “How do you do?” diye cevap verilir.
'Nice to meet you' denince ne cevap verilir?
En doğal cevap “Nice to meet you too!” olur. Daha resmî bir ton için “The pleasure is mine” (/ðə ˈplɛʒər ɪz maɪn/) diyebilirsiniz. “Likewise” (/ˈlaɪkwaɪz/) kısa ve naziktir. İnternetten tanışıyorsanız “It's great to finally meet you” uygundur.
'Nice to meet you' ile 'Nice to see you' arasındaki fark nedir?
İlk kez tanışırken “Nice to meet you” kullanılır. Zaten tanıdığınız biriyle karşılaşınca “Nice to see you” veya “Nice to see you again” denir. Tanıdığınız birine “Nice to meet you” demek, onu hatırlamadığınız izlenimi verebilir.
İngilizce kendini nasıl tanıtırsın?
En basit tanıtımlar: “Hi, I'm [isim].” (/haɪ aɪm/) veya “My name is [isim].” (/maɪ neɪm ɪz/). Daha resmî: “Allow me to introduce myself. I'm [isim] from [şirket].” Başkasını tanıtmak için: “This is my colleague, [isim].” ya da “Have you met [isim]?”
'Pleased to meet you' ile 'Nice to meet you' arasındaki fark nedir?
“Pleased to meet you” (/pliːzd tə miːt juː/), “Nice to meet you”ya göre biraz daha resmî ve daha özenli bir ifadedir. İş görüşmeleri, konferanslar veya önemli biriyle tanışırken daha uygun olur. İkisi de doğrudur, en iyi seçim duruma ve tona bağlıdır.

Kaynaklar ve Referanslar

  1. Crystal, David (2019). İngiliz Dilinin Cambridge Ansiklopedisi. Cambridge University Press.
  2. British Council (2023). İngilizce Dil Öğretimi: Küresel Araştırma Raporu.
  3. Merriam-Webster Dictionary (2026). merriam-webster.com.
  4. Trudgill, Peter and Hannah, Jean (2008). Uluslararası İngilizce. Routledge.

Wordy ile öğrenmeye başla

Gerçek film klipleri izle, izlerken kelime dağarcığını geliştir. İndirmesi ücretsiz.

App Store’dan indirGoogle Play'den edininChrome Web Mağazası'nda mevcut

Daha fazla dil rehberi