İngilizcede nasılsın: Sağlık ve iyi oluş hakkında 20+ soru ve cevap
Hızlı cevap
İngilizcedeki “How are you?” (/haʊ ɑːr juː/) ritüel bir selamlaşmadır, gerçek bir soru değildir, beklenen cevap kısa ve olumludur: “Good, thanks!” ya da “Fine, thanks!”. Bu, Türkçe ve İngilizce iletişimdeki en büyük kültürel farklardan biridir. Gerçek ilgi genelde yakın arkadaşlarda görülür.
Kısa cevap
İngilizce “How are you?” (/haʊ ɑːr juː/) sorusu, Türkçedeki “Nasılsın?” ile aynı soru değildir, İngilizcede bu daha çok ritüel bir selamlaşmadır ve beklenen cevap kısa ve olumludur: “Good, thanks!” veya “Fine, thanks!”. Bu, “Nasılsın?” sorusunun gerçek ilgi anlamına gelmesine alışık Türkçe konuşanlar için en yaygın kültürel sürprizlerden biridir.
Ethnologue 2024 verilerine göre İngilizce, günümüzde yaklaşık 1,5 milyar kişi tarafından kullanılır. Bunların yaklaşık 380 milyonu ana dil konuşurudur. İngilizce öğrenenler için en faydalı farkındalıklardan biri şudur: selamlaşma ritüelleri, “How are you?” dahil, Türkçeye kıyasla çok daha kalıplaşmıştır. Biçim, içerikten daha önemlidir.
“İngilizce selamlaşma dizilerinin temel işlevi bilgi alışverişi değil, ilişkinin ritüel olarak pekiştirilmesidir. ‘How are you? — Fine, thanks’ alışverişinin içeriği önemsizdir: mesajın kendisi biçimdir.”
(Peter Trudgill ve Jean Hannah, International English, Routledge, 2008)
Bu rehber, resmiyet ve bağlama göre 20+ İngilizce “nasılsın” sorusu ve cevabı gösterir. Her biri için IPA telaffuz, örnek cümle ve kültürel açıklama alırsın. İngilizce öğrenimini gerçek içeriklerle desteklemek istersen Wordy İngilizce öğrenme sayfasını ziyaret et.
Hızlı özet
Sorular: Nasıl sorarız?
Ana dili İngilizce olanlar “nasılsın”ı tek bir şekilde sormaz. Kullanılan kalıp, ilişkiye, resmiyete ve Britanya İngilizcesi mi Amerikan İngilizcesi mi olduğuna bağlıdır. David Crystal, The Cambridge Encyclopedia of the English Language (Cambridge University Press, 2019) kitabında “how are you” türü selamlaşma sorularının tüm İngilizce konuşulan kültürlerde bulunduğunu söyler. Ancak işlevleri ve beklenen cevapları biraz değişir.
How are you?
//haʊ ɑːr juː//
Kelime kelime anlamı: Nasıl(sın)?
“Hi, Sarah! How are you? It's been a while.”
Merhaba, Sarah! Nasılsın? Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
En yaygın ve en evrensel kalıp. Arkadaşlara, iş arkadaşlarına, yabancılara uygundur. ÖNEMLİ: gerçek bir soru değildir, beklenen cevap 'Good, thanks!'tir. Uzun uzun dert anlatmak uygun olmaz.
Bu, İngilizcede en yaygın ve en evrensel “nasılsın” sorusudur. “How's it going?”dan daha resmi duyulur. Ama Britanya’daki “How do you do?” kadar da katı değildir. Yabancılara, iş ortamında ve iş arkadaşlarına rahatça söylenir.
En önemli nokta şudur: beklenen cevap kısa ve olumludur, gerçekte nasıl hissettiğinden bağımsızdır. “Good, thanks! And you?” ana dil normudur. Türkçe konuşanlar bazen dürüst ve detaylı cevap vererek ana dili İngilizce olanları şaşırtır. Bu, kültürel olarak uygun durmaz.
🌍 'How are you?' neden gerçek bir soru değildir?
Araştırmalara göre İngilizcede “How are you?” bilgi istemekten çok selamlaşma işlevi görür. Bu, Türkçede alışık olduğumuz “Nasılsın?” sorusundan farklıdır, Türkçede bu soru çoğu zaman gerçek ilgiyi ifade eder. İngilizcede soran kişi nadiren detaylı bir sağlık raporu bekler. Hatta bu tür detaylar garip kaçabilir.
How's it going?
//haʊz ɪt ˈɡoʊɪŋ//
Kelime kelime anlamı: Nasıl gidiyor?
“Hey, Mark! How's it going? Ready for the meeting?”
Hey, Mark! Nasıl gidiyor? Toplantıya hazır mısın?
'How are you?'dan daha rahat, ama 'What's up?' kadar argo değil. İşten tanıdıklar, komşular, düzenli müşteriler arasında da doğaldır. Tipik cevap: 'Pretty good, thanks!'
How's it going?, “How are you?” ile “What's up?” arasında iyi bir orta yoldur. Samimi duyulur. İş ortamında da fazla laubali kaçmaz. Tipik cevaplar: “Pretty good, thanks!” (Oldukça iyi, sağ ol!), “Not bad!” (Fena değil!) veya “Good, you?” (İyiyim, ya sen?).
How are things?
//haʊ ɑːr θɪŋz//
Kelime kelime anlamı: Şeyler nasıl?
“How are things at the new job? Settling in well?”
Yeni işte işler nasıl? Alışabildin mi?
'How are you?'dan biraz daha kişisel, hayatın farklı alanlarına işaret eder (iş, ev, sağlık). Soruyu soran kişinin gerçekten merak ettiğini gösterebilir. Sadece ritüel bir soru olmayabilir. Arkadaşlara ve tanıdıklara uygundur.
How are things? daha nüanslı bir sorudur. Sadece genel ruh halini değil, hayatın belirli alanlarını da sorabilir. Konuyu eklersen, “How are things at work?” (İşte işler nasıl?) gibi, daha fazla ilgi gösterirsin.
What's up?
//wʌts ʌp//
Kelime kelime anlamı: Ne yukarıda?
“Hey! What's up? Haven't seen you in ages!”
Hey! Naber? Asırlardır görüşmedik!
En rahat kalıp, sadece arkadaşlar ve çok iyi tanıdıklar arasında. Yabancılara, iş arkadaşlarına, patrona söylenmez. Cevap neredeyse her zaman 'Not much, you?' veya 'Same old, same old.' olur. Asla kelimesi kelimesine cevap verme.
What's up? en tipik rahat İngilizce selamlaşmalardan biridir. Hızlı konuşmada “Wassup?” veya “Sup?” diye de duyabilirsin. En doğal cevaplar: “Not much!” (Pek bir şey yok!), “Same old” (Aynı), “Just chilling” (Takılıyorum). “Yukarıda ne var” gibi kelimesi kelimesine cevap verme, İngilizcede de komik olur.
How have you been?
//haʊ həv juː bɪn//
Kelime kelime anlamı: Nasıl oldun?
“Oh, it's so good to see you! How have you been?”
Ah, seni görmek ne güzel! Ne zamandır nasılsın?
Bir süredir görüşmediğini gösterir. Düz 'How are you?'dan daha sıcak ve daha kişisel. Sadece 'Fine, thanks!'ten biraz daha detay bekleyebilir, örneğin 'Really well! Just got back from holidays.'
How have you been? present perfect kullanır. Bu, belirli bir zaman aralığını sorar. İnsanlar bir süredir görüşmediyse söylenir. Günlük rutin selamlaşmadan biraz daha fazla cevap bekler, son haftalara dair kısa bir özet uygundur.
Cevaplar: Ne deriz?
İngilizcede “nasılsın” sorusuna verilen cevaplar büyük ölçüde kalıplaşmıştır. Merriam-Webster’ın 2026 verilerine göre en yaygın cevaplar açık ara “Fine” ve “Good”tur. Bu, gerçek durumdan neredeyse bağımsızdır. Bu bir kültür normudur, iki yüzlülük değildir.
Good, thanks!
//ɡʊd θæŋks//
Kelime kelime anlamı: İyi, teşekkürler!
“How are you? — Good, thanks! And you?”
Nasılsın? — İyiyim, sağ ol! Ya sen?
Ana dili İngilizce olanlar arasında en yaygın kısa cevap. Her zaman bir geri soru ekle: 'And you?' veya 'You?'. Yoksa kaba duyulabilir. Detay vermen gerekmez.
Bu, İngilizce cevapların altın standardıdır. Kısadır ve olumludur. Geri soru, karşı tarafı da önemsediğini gösterir. Her zaman geri sor. “And you?” veya sadece “You?” olmadan cevap bitmiş, hatta biraz ters duyulabilir.
Fine, thanks!
//faɪn θæŋks//
Kelime kelime anlamı: İyi, teşekkürler!
“How are you today? — Fine, thanks! Busy morning.”
Bugün nasılsın? — İyiyim, teşekkür ederim! Yoğun bir sabah.
'Good, thanks!'tan biraz daha resmi, ama yine çok genel. Amerikalılar daha çok 'Good' der. Britanyalılar 'Fine'ı biraz daha sık kullanır. Dikkat: 'Fine' bağlama göre memnuniyetsizlik de gösterebilir ('That's fine.' yani 'Peki, tamam.').
Fine ilginç bir kelimedir. Temel anlamı “idare eder” gibi algılanabilir. Tonlama ve bağlama göre nötr, ironik veya sinirli olabilir. Selamlaşma cevabı olarak genelde nötr-olumludur. Biri iç çekerek “Fine…” derse, muhtemelen iyi değildir.
Not bad!
//nɒt bæd//
Kelime kelime anlamı: Fena değil!
“How's your day going? — Not bad! Actually pretty good.”
Günün nasıl gidiyor? — Fena değil! Aslında oldukça iyi.
Biraz ölçülü olumlu cevap. İngilizler, özellikle Britanyalılar, işleri küçümseyerek anlatmaya yatkındır. 'Not bad!' aslında şunu demektir: 'Gayet iyi gidiyor.' Geri soru ekle: 'Not bad! You?'
Not bad! Britanya tarzı küçümsemenin iyi bir örneğidir. Bir Britanyalı “Not bad!” diyorsa, çoğu zaman “Aslında oldukça iyi” demek ister. Bu üslup Britanya’da daha belirgindir. Amerikalılar da anlar ve kullanır. Doğal bir geri soru: “Not bad, thanks! How about you?”
Could be better
//kʊd biː ˈbɛtər//
Kelime kelime anlamı: Daha iyi olabilirdi.
“How are you? — Could be better, honestly. Long week.”
Nasılsın? — Daha iyi olabilirdi, dürüst olayım. Uzun bir haftaydı.
Bir şeylerin pek yolunda olmadığını söyler, ama dramatik değildir. Olumlu cevaplara göre çok daha nadirdir. Daha çok yakın tanıdıklar arasında duyulur. Açıklama yapmak zorunda değilsin. Karşı taraf merak ederse sorar.
Could be better yabancılara veya yüzeysel tanıdıklara nadiren söylenir. Bu cevabı, karşı taraf sana yeterince yakınsa verirsin. Detaylı açıklama beklemez. İstersen daha derin konuşmaya kapı açar.
Can't complain
//kænt kəmˈpleɪn//
Kelime kelime anlamı: Şikayet edemem.
“How are you keeping? — Can't complain! Staying busy.”
Nasıl gidiyor? — Şikayetim yok! Yoğun geçiyor.
Tipik Britanya cevabı, ince bir mizah ve sakinlikle söylenir. Kelimesi kelimesine 'şikayet edemem' demektir. Genelde her şey yolunda anlamına gelir. İngilizler aşırı coşkudan da kaçınır. Sonuna kısa bir ek getir: 'Can't complain! Staying busy.'
Can't complain Britanya mizahı ve sakinliğinin tipik bir örneğidir. Bir Britanyalı “Can't complain” diyorsa, neredeyse kesin “Her şey yolunda” demektir. Sadece yüksek sesle övünmezler. British Council’ın 2023 araştırması da şunu vurgular: Britanya iletişim tarzında duygusal ölçülülük ve küçümseme temel özelliklerdir.
Resmi seçenekler
Resmi İngilizce selamlaşmaların da kendi “nasılsın” türü soruları vardır. Bunları özellikle yazışmalarda, iş toplantılarında ve yaşça büyük tanıdıklarla bilmek faydalıdır.
How do you do?
//haʊ duː juː duː//
Kelime kelime anlamı: Nasıl yaparsınız?
“How do you do? I'm Elizabeth Hartley, from the London office.”
Memnun oldum. Ben Elizabeth Hartley, Londra ofisinden.
Geleneksel Britanya resmi tanışma kalıbı. Doğru cevap 'Fine, thanks' değildir. Aynısını geri söylemektir: 'How do you do?' Bu, durumunu soran gerçek bir soru değil, tanışma ritüelidir. Günümüzde biraz eski moda duyulur, özellikle gençlerde.
Bu, Türkçe konuşanlar için en garip İngilizce “nasılsın” kalıbıdır. Sorunun cevabı çoğu zaman aynı soruyu geri söylemektir. Alışılmış “Fine, thanks!” ile cevap verme, yanlış anladığını düşünebilirler. Bu, sadece Britanya’daki resmi tanışmalarda görülür. Amerikalılar kullanmaz.
I trust you're well
//aɪ trʌst jɔːr wɛl//
Kelime kelime anlamı: İyi olduğunuzu umuyorum.
“Dear Mr. Thompson, I trust you're well. I'm writing to follow up on our last meeting.”
Sayın Bay Thompson, umarım iyisinizdir. Son toplantımızın devamı için yazıyorum.
İş e-postaları ve mektuplarında yerleşik bir açılış cümlesi. Cevap beklemez. Sadece nazik bir ilgi gösterir. İngilizcede birçok resmi e-posta bununla veya bir varyantıyla başlar.
I trust you're well iş İngilizcesinde yazışmalarda çok sık görülen bir kalıptır. Hiç cevap beklemez. Sadece nazik bir jesttir. Şunu da görebilirsin: “I hope this email finds you well” (Umarım bu e-posta sizi iyi bulur) veya “Hope you're having a great week” (Umarım haftanız iyi geçiyordur).
How are you keeping?
//haʊ ɑːr juː ˈkiːpɪŋ//
Kelime kelime anlamı: Kendinizi nasıl tutuyorsunuz?
“How are you keeping? I heard you've been under the weather.”
Nasıl gidiyor? Duyduğuma göre pek iyi değilmişsiniz.
Özellikle Britanya ve İrlanda’da kullanılan bir ifade. Daha çok yaşça büyüklerde veya daha resmi ilişkilerde duyulur. 'How are you?'dan biraz daha sıcak ve gerçek ilgi ima eder. Tipik cevap: 'Keeping well, thank you!' veya 'Not too bad, all things considered.'
How are you keeping? özellikle Britanya ve İrlanda’da duyulan bir kalıptır. En çok yaşça büyüklerde veya uzun süre sonra görüşen tanıdıklarda çıkar. “Keeping” kelimesi sağlık ve genel duruma işaret eder. Bunu duyarsan, karşı taraf gerçekten merak ediyor olabilir. Kısa ve dürüst bir cevap uygundur.
Kültürel fark: Türkçe ve İngilizce iletişim
🌍 “Nasılsın?” sorusundaki en büyük fark
Türkçede “Nasılsın?” çoğu zaman gerçek bir sorudur ve samimi bir cevap bekleriz. Bir arkadaşın sorarsa ve kötü hissediyorsan, anlatman doğaldır. Bu, Türk kültüründe kişiler arası iletişimin önemli bir parçasıdır.
İngilizcede “How are you?” bambaşka bir işleve sahiptir: selamlaşma ritüelidir. Amaç, ilişkiyi pekiştirmektir. Gerçek bir sağlık durumu paylaşımı beklemez. Ana dili İngilizce olan biri başı ağrısa bile “Good, thanks!” diyebilir. Çünkü bu, biçim beklentisidir, yalan değildir. Sadece yakın arkadaşlarla ve uygun bağlamda gerçek ilgi anlamına gelebilir.
Bu fark, Anna Wierzbicka’nın Cross-Cultural Pragmatics (Mouton de Gruyter) eserinde de belgelenmiştir: farklı kültürlerde selamlaşma ritüellerinde beklenen kişisellik ve samimiyet düzeyi değişir.
Bir diğer önemli fark şudur: İngilizcede selamlaşma soruları genelde dert anlatmayı tetiklemez. Türkçede biri gerçekten iyi değilse ve bunu eski bir tanıdığa söylerse, bu doğaldır. İngilizcede aynı adım, çoğu durumda, özellikle yabancılarla veya yüzeysel tanıdıklarla, garip kaçabilir ve rahatsız bir sessizlik yaratabilir.
Bu, İngilizce konuşanların umursamadığı anlamına gelmez. Yakın arkadaşlar, eski tanıdıklar veya biri özellikle durup sorarsa, bu durumlarda “How are you?” gerçekten soru olabilir. Anahtar, bağlamı doğru okumaktır.
Soru ve cevap eşleşmeleri tablosu
| Soru | Resmi cevap | Rahat cevap |
|---|---|---|
| How are you? | Fine, thank you. And you? | Good, you? |
| How's it going? | Very well, thank you. | Pretty good! Not bad! |
| How are things? | Things are going well, thanks. | Good, actually! You? |
| What's up? | Not much, and yourself? | Not much! Same old. |
| How have you been? | Very well, thank you. And you? | Really good! Busy, but good. |
| How do you do? (Britanya) | How do you do? | How do you do? |
| How are you keeping? | Keeping well, thank you. | Not too bad, all things considered. |
💡 'Tekrarla ve geri sor' stratejisi
Bir “nasılsın” sorusuna ne cevap vereceğini bilmiyorsan şu yöntemi kullan: kısa olumlu cevap + geri soru. “Good, thanks! And you?” Bu, neredeyse her durumda işe yarar ve çok doğal duyulur. Geri soru, senin de ilgilendiğini gösterir. Bu, İngilizcede temel bir nezaket beklentisidir.
Gerçek endişeyi nasıl ifade ederiz?
Şimdiye kadar daha çok ritüel “nasılsın” sorusundan bahsettik. Peki birisi için gerçekten endişeleniyorsan ne olur? İngilizcede de gerçek ilgiyi gösterebilirsin. Anahtar, beden dili, bağlam ve daha somut sorulardır.
Birinin gerçekten iyi olup olmadığını öğrenmek istiyorsan, şu sorular samimi endişeyi gösterir:
- Are you okay? (/ɑːr juː oʊˈkeɪ/) , “İyi misin?” Bu, gerçek endişenin net bir işaretidir. Özellikle kişi üzgün veya yorgun görünüyorsa.
- Are you alright? , Benzer bir soru, Britanya İngilizcesinde çok yaygındır. Yükselen tonla selamlaşma olabilir. Düz tonla söylenirse gerçek endişe olur.
- Is everything okay? , “Her şey yolunda mı?” Biraz daha kişiseldir. Bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğini gösterir.
- You seem a bit down. Want to talk about it? , “Biraz keyifsiz görünüyorsun. Konuşmak ister misin?” Bu, açık bir şekilde ilgi gösterir.
Beden dili de belirleyicidir: biri durur, göz teması kurar ve cevabı beklerse, bu ritüel selam değildir. Aceleyle yürürken söylerse, büyük ihtimalle ritüeldir.
⚠️ Yabancılara dert anlatma
İngilizcede rutin bir “How are you?” sorusuna dert anlatarak cevap verirsen, karşı taraf genelde rahatsız olur. Nasıl tepki vereceğini bilemeyebilir. Bu, özellikle ilk tanışmalarda ve yüzeysel ilişkilerde geçerlidir. İlişkinin samimi iletişime uygun olduğundan emin olana kadar kısa ve olumlu cevaplarda kal.
Gerçek İngilizce içeriklerle pratik yap
İngilizce “nasılsın” sorularını ve cevaplarını en iyi, ana dili İngilizce olanların gerçek içeriklerinde görürsün. Doğal hız, gerçek tonlama ve bağlam içinde duyarsın. Ders kitapları genelde ritüel “How are you? — Fine, thanks!” değişimini öğretir. Ama gerçek İngilizcede çok daha geniş bir seçenek vardır.
İngilizce öğrenmek için en iyi filmler sayfasında Britanya ve Amerikan film ve dizileri için öneriler bulursun. Bu yapımlarda günlük diyaloglar, selamlaşma ritüelleri dahil, doğal şekilde geçer. Britanya dizilerinde “Alright?” ve “How are you keeping?” kalıplarını duyabilirsin. Amerikan yapımlarında “What's up?” ve “How's it going?” daha baskındır.
Wordy İngilizce öğrenme sayfasında interaktif altyazılarla film ve dizi izleyebilirsin. Herhangi bir ifadeye tıklayınca telaffuz, anlam ve kültürel bağlam anında görünür. Böylece soyut kurallar ezberlemezsin. Gerçek diyalogların içinde “nasılsın” ifadelerinin tüm yelpazesini öğrenirsin, doğal tonlama ve beden diliyle birlikte.
Sıkça Sorulan Sorular
İngilizcede “How are you?” sorusuna ne cevap verilir?
“How are you?” ile “How's it going?” arasındaki fark nedir?
İngilizcede “İyi misin?” nasıl sorulur?
İngilizcede “can't complain” ne demek?
İngilizcede “Pek bir şey yok” nasıl denir?
Kaynaklar ve Referanslar
- Crystal, David (2019). İngiliz Dilinin Cambridge Ansiklopedisi. Cambridge University Press.
- Trudgill, Peter és Hannah, Jean (2008). Uluslararası İngilizce. Routledge.
- British Council (2023). İngilizce Öğretimi: Küresel Araştırma Raporu.
- Merriam-Webster Dictionary (2026). merriam-webster.com.
Wordy ile öğrenmeye başla
Gerçek film klipleri izle, izlerken kelime dağarcığını geliştir. İndirmesi ücretsiz.

