← Bloga geri dön
🇬🇧İngilizce

Türkçe Konuşanlar İçin İngilizce Alıntılar ve Atasözleri: 45 Klasik, Anlamları ve Ne Zaman Kullanılır

Sandor tarafındanGüncelleme: 19 Haziran 202612 dk okuma

Hızlı cevap

İngilizce alıntılar ve atasözleri, insanların ortak hayat derslerini, çoğu zaman kibar ve dolaylı bir şekilde anlatmak için kullandığı kısa, akılda kalan ifadelerdir. Bu rehber, yaygın olarak bilinen 45 klasiği verir, ne anlama geldiklerini sade bir dille açıklar ve hangi durumlarda doğal duyulduklarını (ve hangi durumlarda fazla resmi, eski moda ya da alaycı duyulduklarını) gösterir.

İngilizce alıntılar ve atasözleri, ana dili konuşanların öğüt, değer ya da ortak bir gerçeği ifade etmek için kullandığı kısa ve akılda kalıcı cümlelerdir. Doğru olanları öğrenmek, sohbetlerde, yazıda ve hatta iş yerinde daha doğal duyulmanı sağlar.

Ayrıca sosyal bir kestirme yol gibi çalışırlar. Uzun uzun anlatmak yerine tek bir cümle söylersin ve insanlar mesajı hemen anlar. Bu yüzden filmlerde ve dizilerde sürekli karşına çıkarlar. Bu da klip temelli öğrenmenin deyimsel İngilizce için neden iyi çalıştığını açıklar, bkz. İngilizce öğrenmek için en iyi filmler.

İngilizce atasözleri neden önemli (ve neden zordur)

Ana dili konuşanlar ve ikinci dil olarak konuşanlar dahil edildiğinde, İngilizce dünya genelinde yaklaşık 1.5 milyar kişi tarafından konuşulur. Ayrıca onlarca ülkede ve kurumda kullanılır (Ethnologue, 27. baskı, 2024). Atasözleri bu küresel İngilizce içinde kolayca dolaşır, ama ton aynı şekilde taşınmaz.

Bir atasözü bağlama göre bilgece, alaycı, eski moda ya da hatta pasif agresif duyulabilir. Aile sohbetinde sıcak gelen aynı cümle, performans değerlendirmesinde sert duyulabilir.

Alıntı, atasözü ve deyim arasındaki fark

Atasözü, genel bir ders veren geleneksel bir sözdür ve genelde tek bir yazarı yoktur. Alıntı ise bir kişiye ya da bir metne atfedilir.

Deyim, anlamı kelimesi kelimesine olmayan kalıplaşmış bir ifadedir, örneğin "break the ice". Atasözü olmayan daha modern ve gündelik ifadeler istiyorsan, bu yazıyı İngilizce argo ile birlikte kullan.

İnsanlar neden kullanır: dolaylılık ve nezaket

Birçok İngilizce konuşulan bağlamda, öğütler genelde yumuşatılır. "Dikkatsiz davranıyorsun" demek yerine biri "Measure twice, cut once." diyebilir.

Bu, dilbilimciler Penelope Brown ve Stephen Levinson’ın Politeness: Some Universals in Language Usage kitabında anlattığı şeye uyar. Konuşmacılar, dolaylı konuşarak birbirlerinin "yüzünü" korur. Atasözleri hazır bir dolaylılık aracıdır.

Bu listeyi ders kitabı gibi duyulmadan nasıl kullanırsın

Bunları yanıt gibi düşün. Önce hikayeyi anlat, sonra atasözünü özet olarak ekle.

Ayrıca ortama uydur. Gündelik bir grup sohbetinde "It is what it is" normal duyulur. "Brevity is the soul of wit" ise rol yapıyormuşsun gibi gelebilir.

💡 Doğal kullanım için basit bir kural

Bir film sahnesinde bir karakterin bunu söylediğini hayal edemiyorsan, henüz kullanma. Önce diyalog içinde öğren, sonra zamanlamayı ve tonlamayı kopyala.

45 klasik İngilizce atasözü (telaffuz ve gerçek kullanım ile)

Aşağıda yaygın olarak bilinen atasözleri ve atasözü gibi kullanılan sözler var. Telaffuzlar, net söylemene yardımcı olmak için basit İngilizce yaklaşımlardır.

1) Actions speak louder than words

Telaffuz: AK-shunz speek LOW-der than wurdz.

Anlamı: Ne yaptığın, ne söylediğinden daha önemlidir.

Ne zaman kullanılır: Biri çok söz verip gereğini yapmadığında.

2) Better late than never

Telaffuz: BEH-ter LAYT than NEH-ver.

Anlamı: Bir şeyi geç yapmak, hiç yapmamaktan iyidir.

Ne zaman kullanılır: Biri geç geldiğinde ya da bir işi geç bitirdiğinde.

3) Don’t judge a book by its cover

Telaffuz: DOHNT juhj uh book by its KUH-ver.

Anlamı: Görünüşe bakarak karar verme.

Ne zaman kullanılır: Biri soğuk görünür ama iyi çıkar, ya da tam tersi.

4) Practice makes perfect

Telaffuz: PRAK-tiss mayks PER-fekt.

Anlamı: Tekrar, beceriyi geliştirir.

Ne zaman kullanılır: Bir beceri öğrenen birini cesaretlendirirken, dil dahil.

5) The early bird catches the worm

Telaffuz: thee ER-lee burd KATCH-iz thee wurm.

Anlamı: Erken başlamak avantaj sağlar.

Ne zaman kullanılır: Verimlilik, seyahat ya da iş hakkında konuşurken.

6) Where there’s a will, there’s a way

Telaffuz: wair thairz uh will, thairz uh way.

Anlamı: Güçlü kararlılık çözüm bulur.

Ne zaman kullanılır: Engellerle karşılaşan birini motive ederken.

7) Two heads are better than one

Telaffuz: too hedz ar BEH-ter than wun.

Anlamı: İş birliği, problem çözmeyi iyileştirir.

Ne zaman kullanılır: Takım çalışması önerirken.

8) Look before you leap

Telaffuz: look bih-FOR yoo leep.

Anlamı: Harekete geçmeden önce düşün.

Ne zaman kullanılır: Riskli bir karar konusunda uyarırken.

9) A picture is worth a thousand words

Telaffuz: uh PIK-cher iz wurth uh THOU-zund wurdz.

Anlamı: Görseller hızlı ve güçlü iletişim kurar.

Ne zaman kullanılır: Fotoğraf, diyagram ya da görsel kanıt paylaşırken.

10) When in Rome, do as the Romans do

Telaffuz: when in ROHM, do az thee ROH-munz do.

Anlamı: Yerel adetlere uy.

Ne zaman kullanılır: Seyahat ederken, yurt dışına taşınırken, yeni bir iş yeri kültürüne girerken.

11) The grass is always greener on the other side

Telaffuz: thee gras iz AWL-wayz GREE-ner on thee UH-ther syd.

Anlamı: Başka seçenekler, kendi durumundan daha iyi görünür.

Ne zaman kullanılır: Biri başka bir işi, şehri ya da ilişkiyi gözünde büyüttüğünde.

12) You can’t have your cake and eat it too

Telaffuz: yoo kant hav yer kayk and eet it too.

Anlamı: Birbiriyle uyuşmayan iki faydayı aynı anda elde edemezsin.

Ne zaman kullanılır: Biri birbirini dışlayan sonuçları aynı anda istediğinde.

13) Rome wasn’t built in a day

Telaffuz: ROHM wuhz-unt bilt in uh day.

Anlamı: Büyük sonuçlar zaman alır.

Ne zaman kullanılır: Öğrenme ya da bir şey inşa etme konusunda beklenti ayarlarken.

14) Honesty is the best policy

Telaffuz: ON-uh-stee iz thee best POL-uh-see.

Anlamı: Doğruyu söylemek genelde en iyi stratejidir.

Ne zaman kullanılır: Birine açık sözlü olmasını önerirken.

15) Hope for the best, prepare for the worst

Telaffuz: hohp for thee best, prih-PAIR for thee wurst.

Anlamı: İyimser ol, ama gerçekçi plan yap.

Ne zaman kullanılır: Seyahat, sınav, pazarlık konuşmalarında.

16) If it ain’t broke, don’t fix it

Telaffuz: if it aynt brohk, dohnt FIKS it.

Anlamı: Zaten çalışan bir şeyi değiştirme.

Ne zaman kullanılır: Sistemler, rutinler, kod, süreçler hakkında konuşurken.

17) The devil is in the details

Telaffuz: thee DEH-vul iz in thee DEE-taylz.

Anlamı: Küçük detaylar büyük sorun çıkarabilir.

Ne zaman kullanılır: Sözleşme, plan ya da talimatları gözden geçirirken.

18) A watched pot never boils

Telaffuz: uh wawcht pot NEH-ver boylz.

Anlamı: Sabırsızken zaman daha yavaş geçer.

Ne zaman kullanılır: Sonuç beklerken.

19) All that glitters is not gold

Telaffuz: awl that GLIT-erz iz not gohld.

Anlamı: Parlak görünen her şey değerli ya da iyi değildir.

Ne zaman kullanılır: Dolandırıcılıklar ya da dış görünüş konusunda uyarırken.

20) You reap what you sow

Telaffuz: yoo reep what yoo soh.

Anlamı: Davranışların sonuç doğurur.

Ne zaman kullanılır: Sorumluluk, emek, karma benzeri sonuçlar hakkında konuşurken.

21) Don’t put all your eggs in one basket

Telaffuz: dohnt put awl yer egz in wun BAS-kit.

Anlamı: Her şeyi tek bir plana bağlayıp riske atma.

Ne zaman kullanılır: Yatırım, iş arama, plan yapma konularında.

22) Too many cooks spoil the broth

Telaffuz: too MEH-nee kookz spoyl thee broth.

Anlamı: Tek bir işi çok kişi yönetirse iş bozulabilir.

Ne zaman kullanılır: Liderliği belirsiz projelerde.

23) The apple doesn’t fall far from the tree

Telaffuz: thee AP-uhl DUH-zunt fawl far from thee tree.

Anlamı: Çocuklar çoğu zaman ebeveynlerine benzer.

Ne zaman kullanılır: Ortak alışkanlıkları ya da kişilik özelliklerini fark edince.

24) Necessity is the mother of invention

Telaffuz: nuh-SESS-ih-tee iz thee MUH-ther of in-VEN-shun.

Anlamı: İhtiyaç, yaratıcılığı tetikler.

Ne zaman kullanılır: Biri pratik bir çözüm uydurduğunda.

25) No pain, no gain

Telaffuz: noh payn, noh gayn.

Anlamı: İlerleme emek ya da rahatsızlık gerektirir.

Ne zaman kullanılır: Fitness, ders çalışma, beceri geliştirme.

26) The best things in life are free

Telaffuz: thee best thingz in lyf ar free.

Anlamı: En değerli deneyimler satın alınmaz.

Ne zaman kullanılır: Doğa, sevgi, arkadaşlarla zaman hakkında konuşurken.

27) Time is money

Telaffuz: tym iz MUH-nee.

Anlamı: Zaman değerlidir, boşa harcamak maliyet yaratır.

Ne zaman kullanılır: İş bağlamında, verimlilik konuşmalarında.

28) Time will tell

Telaffuz: tym will tel.

Anlamı: Gerçek daha sonra ortaya çıkar.

Ne zaman kullanılır: Belirsiz sonuçlar, ilişkiler, tahminler için.

29) Every cloud has a silver lining

Telaffuz: EV-ree klowd haz uh SIL-ver LY-ning.

Anlamı: Kötü durumların çoğu zaman bir faydası da olur.

Ne zaman kullanılır: Birini teselli ederken, ama dikkat et, küçümseyici duyulabilir.

30) It takes two to tango

Telaffuz: it tayks too tuh TANG-goh.

Anlamı: Bir çatışmada iki tarafın da payı vardır.

Ne zaman kullanılır: Tartışmalar ya da ilişki sorunlarını konuşurken.

31) Birds of a feather flock together

Telaffuz: burdz of uh FEH-ther flok tuh-GEH-ther.

Anlamı: Benzer insanlar arkadaş olur.

Ne zaman kullanılır: Arkadaş grupları, topluluklar hakkında konuşurken.

32) The squeaky wheel gets the grease

Telaffuz: thee SKWEE-kee weel gets thee grees.

Anlamı: Şikayet eden dikkat çeker.

Ne zaman kullanılır: Ofis politikası, müşteri hizmetleri, kendini savunma konularında.

33) You can lead a horse to water, but you can’t make it drink

Telaffuz: yoo kan leed uh hors tuh WAW-ter, but yoo kant mayk it dringk.

Anlamı: Yardım sunabilirsin, ama birini kabul etmeye zorlayamazsın.

Ne zaman kullanılır: Öğretme, ebeveynlik, koçluk bağlamında.

Telaffuz: uh chayn iz OHN-lee az strong az its WEE-kest lingk.

Anlamı: Tek bir zayıf parça tüm sistemi sınırlar.

Ne zaman kullanılır: Takımlar, güvenlik, süreçler için.

35) Don’t bite the hand that feeds you

Telaffuz: dohnt byt thee hand that feedz yoo.

Anlamı: Seni destekleyen kişiye zarar verme.

Ne zaman kullanılır: Minnettarlık ve sonuçlar konusunda uyarırken.

36) The road to hell is paved with good intentions

Telaffuz: thee rohd tuh hel iz payvd with good in-TEN-shunz.

Anlamı: İyi niyet, iyi sonuç garantilemez.

Ne zaman kullanılır: Eylemleri, politikaları ya da planları değerlendirirken.

37) If you want something done right, do it yourself

Telaffuz: if yoo want SUHM-thing dun ryt, do it yer-SELF.

Anlamı: Kalite için sorumluluğu senin alman gerekebilir.

Ne zaman kullanılır: Güvenilmez yardımdan bıkınca, ama kontrolcü duyulabilir.

38) A stitch in time saves nine

Telaffuz: uh stich in tym sayvz nyn.

Anlamı: Küçük sorunları erken çöz, sonra büyümesin.

Ne zaman kullanılır: Bakım, sağlık, iş sorunlarında.

39) Don’t count your chickens before they hatch

Telaffuz: dohnt kownt yer CHIK-inz bih-FOR thay hatch.

Anlamı: Başarıyı çok erken kesin sanma.

Ne zaman kullanılır: Henüz netleşmemiş planlarda.

40) Absence makes the heart grow fonder

Telaffuz: AB-sens mayks thee hart groh FON-der.

Anlamı: Ayrı kalmak sevgiyi artırabilir.

Ne zaman kullanılır: Uzak mesafe ilişkileri, seyahat, birini özleme.

41) A penny saved is a penny earned

Telaffuz: uh PEH-nee sayvd iz uh PEH-nee ernd.

Anlamı: Para biriktirmek, para kazanmak gibidir.

Ne zaman kullanılır: Bütçe, tutumluluk konuşmalarında.

42) Money can’t buy happiness

Telaffuz: MUH-nee kant by HAP-ee-ness.

Anlamı: Zenginlik, iyi oluşu garanti etmez.

Ne zaman kullanılır: Hayat öncelikleri hakkında konuşurken.

43) The customer is always right

Telaffuz: thee KUSS-tuh-mer iz AWL-wayz ryt.

Anlamı: Hizmet bağlamında müşteri memnuniyetini önceliklendir.

Ne zaman kullanılır: Perakende ve konaklama sektöründe, bugün sıkça ironiyle söylenir.

44) Easy come, easy go

Telaffuz: EE-zee kum, EE-zee goh.

Anlamı: Kolay kazanılan şey kolay kaybedilir.

Ne zaman kullanılır: Para, şans, hızlı başarı için.

45) What goes around comes around

Telaffuz: what gohz uh-ROWND kumz uh-ROWND.

Anlamı: Yaptıkların sana geri döner, iyi ya da kötü.

Ne zaman kullanılır: Sonuçlar, adalet, karma benzeri fikirler için.

İnsanların hala tanıdığı 10 ünlü İngilizce alıntı (ve nasıl kullanılır)

Alıntılar güçlü olabilir, ama atasözlerinden daha risklidir. Çünkü dramatik duyulabilir. Ortam uygunsa kullan: konuşmalar, yazı, başlıklar ya da eğlenceli bir an.

Bunlar İngilizce kültürde yaygın referanslardır. Özellikle okul, film ve tiyatro üzerinden bilinir. Özellikle Shakespeare, günlük İngilizce kalıplarının büyük bir kaynağıdır. Bunu British Library’nin Shakespeare materyalleri üzerinden inceleyebilirsin (erişim 2026).

Shakespeare (yüksek tanınırlık, yüksek drama)

  1. "To be, or not to be: that is the question." Telaffuz: too BEE, or not too BEE, that iz thee KWES-chun. Ne zaman kullanılır: Kararsızlıkla dalga geçerken, ciddi günlük konuşma için değil.

  2. "All the world’s a stage." Telaffuz: awl thee wurldz uh stayj. Ne zaman kullanılır: Sosyal roller üzerine düşünürken, çoğunlukla yazıda.

  3. "Brevity is the soul of wit." Telaffuz: BREH-vih-tee iz thee sohl of wit. Ne zaman kullanılır: Birini kısa ve öz olmaya teşvik ederken, genelde mizahi şekilde.

Modern, çok alıntılanan cümleler

  1. "I have a dream." Telaffuz: y ahv uh dreem. Ne zaman kullanılır: Sivil haklar tarihine, konuşmalara ya da değerlere atıf yaparken. Küçük hedefler için gündelik kullanmaktan kaçın.

  2. "Not all those who wander are lost." Telaffuz: not awl thohz hoo WON-der ar lawst. Ne zaman kullanılır: Seyahat başlıkları, hayat geçişleri, yaratıcı işler.

  3. "The only thing we have to fear is fear itself." Telaffuz: thee OHN-lee thing we hav tuh feer iz feer it-SELF. Ne zaman kullanılır: Cesareti teşvik ederken, genelde yazıda.

  4. "That’s one small step for man, one giant leap for mankind." Telaffuz: thats wun smawl step for man, wun JY-unt leep for man-kynd. Ne zaman kullanılır: Büyük dönüm noktaları, mezuniyet paylaşımları, proje lansmanları.

  5. "Less is more." Telaffuz: les iz mor. Ne zaman kullanılır: Tasarım, yazı, minimalizm.

  6. "Knowledge is power." Telaffuz: NAH-lij iz POW-er. Ne zaman kullanılır: Eğitim, iş başı öğrenme, motivasyon.

  7. "Keep calm and carry on." Telaffuz: keep kahm and KER-ee on. Ne zaman kullanılır: Hafif teşvik, posterler, meme’ler, iş yeri mizahı.

🌍 Bir alıntı kimlik sinyali verebilir

İngilizcede Shakespeare’den, siyasi konuşmalardan ya da ünlü sloganlardan alıntı yapmak, eğitim düzeyini, mizah tarzını ya da bir gruba aidiyeti işaret edebilir. Emin değilsen, alıntıları yazı için ya da referansı paylaşan arkadaşlarınla sakla.

Öğrenenlerin atasözleriyle yaptığı yaygın hatalar

Sohbette atasözünü çok erken kullanmak

Sohbete atasözüyle başlarsan, ders veriyormuşsun gibi duyulabilir. Ana dili konuşanlar genelde önce durumu anlatır, sonra özetler.

Atasözünü doğrudan eleştiri gibi kullanmak

Bazı atasözleri yumuşak bir öğüttür. Bazıları ise yargı gibi gelebilir.

Örneğin "You reap what you sow" suçlama gibi duyulabilir. Daha yumuşak bir ton istiyorsan "That’s tough" deyip pratik bir öneri ekle.

Aynı cümlede atasözüyle argoyu karıştırmak

Üslup olarak dağınık duyulabilir: "Actions speak louder than words, no cap." Dil düzeyini tutarlı tut.

Gündelik yoğunluk istiyorsan, argonun bağlamda nasıl çalıştığını öğren, bkz. İngilizce argo. Filmlerde duyabileceğin tabu dili anlamak istiyorsan İngilizce küfürler yazısına bak, ama bu bilgiyi dikkatle kullan.

Filmler ve dizilerle alıntı ve atasözü nasıl öğrenilir

Filmler, listelerin veremediği üç şeyi verir: zamanlama, yüz ifadesi ve sonuç. Bir atasözünün teselli mi, alay mı, çatışma mı yarattığını görürsün.

Pratik bir yöntem, her hafta bir sahneden bir atasözü seçmektir. Sonra iki versiyon yaz: biri samimi, biri ironik. Bu, gerçek konuşmacıların aynı cümleyi farklı tonla yeniden kullanmasına benzer.

Diyalog üzerinden öğrenmek için daha düzenli bir yol istiyorsan, İngilizce öğrenmek için en iyi filmler ile başla. Sonra gerçekten duyduğun sözlerden kişisel bir liste oluştur.

Atasözleri ne zaman eski moda duyulur (ve yerine ne denir)

Bazı atasözleri anlaşılır, ama tam haliyle nadiren söylenir. İngilizce konuşanlar onları sıkça modernleştirir.

Örnekler:

  • "A stitch in time saves nine" çoğu zaman "Fix it now before it gets worse." olur.
  • "A watched pot never boils" "Stop staring at it, it’ll happen." olur.

Bu "yanlış" değildir. Bu normal bir dil değişimidir ve sözlükler kullanımın zamanla nasıl kaydığını takip eder (OED Online, erişim 2026).

Kısa bir öz test: gerçekten anlıyor musun?

Bir atasözünü kullanmadan önce iki şeyi kontrol et:

  1. Atasözünü tekrar etmeden, tek basit cümleyle açıklayabiliyor musun?
  2. Kendi hayatından bir gerçek örnek verebiliyor musun?

Veremiyorsan, şimdilik onu tanıma kelime dağarcığı olarak tut. Tanıma bile dinlemeni çok geliştirir, özellikle hızlı diyaloglarda.

Deyimlerin içinde geçen sayılarla ekstra pratik istiyorsan ("a thousand words" gibi), konuşurken akıcı söylemek için İngilizce sayılar yazısını gözden geçir.

Son çıkarım

Sık kullanılan az sayıda atasözü öğren, onları tepki gibi kullan ve tonu gerçek diyaloglardan kopyala. Böylece liste ezberlemiş gibi duyulmadan, daha doğal ve kültürel olarak yerinde konuşursun.

Gerçek sahnelerde geçen daha fazla gündelik İngilizce istiyorsan, Wordy blog sayfasına göz at. Cümle bankanı tekil cümlelerden değil, kliplerden oluştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Atasözü ile alıntı arasındaki fark nedir?
Atasözü, genel bir doğruyu ya da öğüdü anlatan geleneksel bir sözdür, genelde tek bir yazarı bilinmez, örneğin 'Actions speak louder than words.' Alıntı ise belirli bir kişiye ya da esere atfedilir, örneğin Shakespeare’den bir replik. Günlük İngilizcede ikisine birden bazen 'sayings' denir.
Ana dili İngilizce olanlar atasözlerini günlük konuşmada hâlâ kullanıyor mu?
Evet, ama seçerek. 'Better late than never' ya da 'The best of both worlds' gibi bazı atasözleri modern konuşmada çok yaygındır. Diğerleri, şaka amaçlı kullanılmadıkça eski moda duyulabilir. Gündelik konuşmada insanlar sık sık kısaltır ya da hafif ironik bir tonla söyler.
Atasözleri resmi İngilizce midir?
Çoğu atasözü nötrdür, ama ciddi ve tam hâliyle kullanırsanız daha resmi duyulabilir. İş ortamında atasözleri, öğüdü dolaylı ve kibar biçimde ilettiği için işe yarayabilir. Çok samimi ortamlarda ise fazla atasözü kullanmak, sanki konuşma yapıyormuşsunuz gibi teatral duyulabilir.
İlk öğrenmek için en yaygın İngilizce atasözleri hangileri?
Filmlerde, dizilerde ve iş konuşmalarında gerçekten duyacağınız atasözleriyle başlayın: 'Better late than never,' 'Practice makes perfect,' 'Time is money,' 'When in Rome, do as the Romans do,' ve 'Don’t judge a book by its cover.' Bunlar İngilizce konuşulan ülkelerin çoğunda kolayca anlaşılır.
Alıntı ve atasözlerini yapay durmadan nasıl öğrenebilirim?
Süs olsun diye değil, tepki olarak öğrenin. Bir durumu anlattıktan sonra, onu özetlemek için tek bir atasözü kullanın ve tona uyun: öğüt verirken samimi, şaka yaparken hafif. Diyalog izlemek zamanlama ve vurguyu duymanızı sağlar. Kliplerle öğrenmeyi deneyin, örneğin [İngilizce öğrenmek için en iyi filmler](/blog/best-movies-to-learn-english).

Kaynaklar ve Referanslar

  1. Oxford English Dictionary, OED Online (erişim: 2026)
  2. Cambridge Dictionary, 'proverb' maddesi (erişim: 2026)
  3. Encyclopaedia Britannica, 'Proverb' (erişim: 2026)
  4. Ethnologue, 27. baskı, 2024
  5. The British Library, 'Shakespeare' koleksiyon sayfaları (erişim: 2026)

Wordy ile öğrenmeye başla

Gerçek film klipleri izle, izlerken kelime dağarcığını geliştir. İndirmesi ücretsiz.

App Store’dan indirGoogle Play'den edininChrome Web Mağazası'nda mevcut

Daha fazla dil rehberi