← Bloga geri dön
🇬🇧İngilizce

İngilizce Deyimler ve Kalıplar: Gerçekte Duyacağınız 35 Örnek (Örneklerle)

Sandor tarafındanGüncelleme: 14 Nisan 202612 dk okuma

Hızlı cevap

İngilizce deyimler ve kalıplar, 'break the ice' ya da 'spill the beans' gibi, anlamı tek tek kelimelerden tam çıkarılamayan yerleşik ifadelerdir. En yaygın olanları öğrenmek, deyimler gündelik konuşma ve hikâye anlatımında sık geçtiği için filmleri, dizileri ve günlük sohbetleri daha hızlı anlamanıza yardımcı olur.

İngilizce deyimler ve kalıplaşmış ifadeler, anlamı tamamen kelimesi kelimesine olmayan sabit ifadelerdir. Örneğin "break the ice" (BRAKE the EYESS) veya "spill the beans" (SPILL the BEENS). Gerçek örneklerle, sık kullanılan deyimlerden oluşan odaklı bir set öğrenirseniz, tek tek kelime öğrenmeye kıyasla film diyaloglarını ve günlük konuşmaları çok daha hızlı anlarsınız.

TürkçeİngilizceTelaffuzResmiyet
Bir konuşma başlatmakbreak the iceBRAKE the EYESScasual
Bir sırrı açığa vurmakspill the beansSPILL the BEENScasual
Rahatlatake it easyTAYK it EE-zeecasual
Bana göre değilnot my cup of teaNOT my KUP of TEEcasual
Aynı fikirde olmakI'm on the same pageEYE'm on the SAYM PAYJpolite
Çok pahalıcost an arm and a legKAWST an ARM and a LEGcasual
Sabrethang in thereHANG in THAIRcasual
Çok kolaya piece of cakeuh PEESS of KAYKcasual

Deyimler neden düşündüğünden daha önemli

Deyimler sadece süs değildir, doğal İngilizcenin temel bir parçasıdır. Dilbilimciler deyimleri sık sık kalıplaşmış dille birlikte ele alır. Konuşanlar bu parçaları kelime kelime kurmak yerine bir bütün olarak hatırlar.

"Dilin büyük bir kısmı, az ya da çok sabit ifadelerden oluşur. Bunlar bütün olarak depolanır ve bütün olarak geri çağrılır."

Alison Wray, Formulaic Language and the Lexicon (2002)

Bu, öğrenenler için önemlidir çünkü film ve diziler bu tür kalıplarla doludur. Onları tanıyınca kelime kelime çevirmeyi bırakırsın. Sahneyi takip etmeye başlarsın.

Kısa bir gerçeklik kontrolü: İngilizce küresel, deyimler de dolaşır

İngilizce en yaygın öğrenilen ikinci dildir. Birçok ülkede günlük hayatta kullanılır. Ethnologue, dünya genelinde toplam yaklaşık 1.5 milyar İngilizce konuşanı olduğunu tahmin ediyor (ana dil artı ikinci dil), bu da deyimlerin müzik, TikTok, YouTube ve Hollywood üzerinden hızlı yayıldığı anlamına gelir (Ethnologue, 2024).

Aynı zamanda deyimler bölgesel izler taşır. Bir ifade ABD'de çok yaygınken Birleşik Krallık'ta nadir olabilir, ya da tam tersi. Herkes anlıyor olsa bile kullanım sıklığı değişebilir.

💡 Wordy tarzıyla deyim nasıl öğrenilir

Deyimin, durum tarafından açıkça tetiklendiği kısa bir sahne seç. Repliği tahmin edene kadar tekrar izle, sonra oyuncunun ritmini taklit et. Deyimler sadece anlamla ilgili değildir, zamanlama ve niyetle ilgilidir.

Daha fazla dinleme odaklı pratik istiyorsan, İngilizce öğrenmek için en iyi filmler yazımızla başla. Deyimleri ana kelime hedeflerin gibi ele al.

Bu rehberi nasıl kullanmalı (deyimler akılda kalsın diye)

Bir listeyi ezberlemek, unutmanın en hızlı yoludur. Bunun yerine her deyimi dört çapa ile öğren: anlam, duygu, sosyal ortam ve devam cümlesi.

Hedeflemen gereken kalıp şudur:

  1. Deyim
  2. Gerçekte ne demek
  3. Duyabileceğin doğal bir cümle
  4. Sonrasında söyleyebileceğin bir cümle

Aşağıda bu yapıyı göreceksin.

⚠️ Deyimleri resmi yazıya zorla sokma

Birçok deyim konuşmada uygundur ama raporlarda, akademik yazılarda veya hukuki bağlamlarda profesyonel olmayan bir tını verebilir. Resmi ortamlarda, iş yeri kültüründe standart olduğundan emin değilsen, kelimesi kelimesine alternatifleri tercih et.

Gerçekten duyduğun 35 İngilizce deyim ve ifade

Aşağıda günlük konuşmada ve ekranda sık çıkan, yüksek faydalı deyimler var. Telaffuzlar IPA değil, basit İngilizce yaklaştırmalarıdır. Bu sayede hemen söyleyebilirsin.

Konuşma başlatma ve sosyal durumlar

break the ice

Telaffuz: BRAKE the EYESS
Anlam: ilk etkileşimi daha az garip hale getirmek.

Örnek: "He told a dumb joke to break the ice."
Doğal devam: "Okay, I feel less nervous now."

Kültürel not: Birçok İngilizce konuşulan bağlamda, kısa sohbet sosyal bir ısınma gibi görülür. "Break the ice", işe geçmeden önce hafif konuşmayı nazikçe gerekçelendiren bir ifadedir.

small talk

Telaffuz: SMAWL TAWK
Anlam: güvenli konular hakkında hafif, düşük riskli sohbet.

Örnek: "We did small talk about the weather."
Doğal devam: "Then we got into the real topic."

Bu tam olarak bir deyim değildir. Ama bir sosyal senaryoyu adlandırdığı için deyim gibi davranır. İş yeri sahnelerinde bunu sürekli duyarsın.

get along

Telaffuz: GET uh-LAWNG
Anlam: iyi geçinmek, ya da en azından yeterince arkadaşça olmak.

Örnek: "I get along with my coworkers."
Doğal devam: "We don't hang out, but it's easy to work together."

Diyaloglarda "get along" sık sık duygusal tansiyonu düşürmek için kullanılır. Gerçek arkadaşlık da olabilir, sadece çatışma olmaması da.

hit it off

Telaffuz: HIT it AWF
Anlam: biriyle hızlıca kaynaşmak.

Örnek: "We met at the party and hit it off."
Doğal devam: "We ended up talking for two hours."

Flört kurgularında ve arkadaşlığın başlangıç hikayelerinde çok yaygındır. Sadece nezaket değil, kimya ima eder.

make yourself at home

Telaffuz: MAYK yur-SELF at HOHM
Anlam: rahatla, bulunduğun yerde kendini rahat hisset.

Örnek: "Come in, make yourself at home."
Doğal devam: "Want something to drink?"

Misafirperver bir ifadedir ama kelimesi kelimesine alma. Özellikle başkasının evinde saygılı olman beklenir.

Katılma, katılmama ve görüşler

I'm on the same page

Telaffuz: EYE'm on the SAYM PAYJ
Anlam: katılıyorum, ya da planı seninle aynı şekilde anlıyorum.

Örnek: "So we launch Friday, right? I'm on the same page."
Doğal devam: "Let's confirm the checklist."

Toplantılarda ve ekip sahnelerinde çok yaygındır. Nazik ve işbirlikçi bir tınısı vardır.

see eye to eye

Telaffuz: SEE EYE tuh EYE
Anlam: özellikle değerler veya kararlar konusunda aynı fikirde olmak.

Örnek: "We don't always see eye to eye on money."
Doğal devam: "But we try to compromise."

Sık sık "don't" ile birlikte gelir. Bu, saldırgan görünmeden süregelen anlaşmazlığı işaret eder.

fair enough

Telaffuz: FAIR ee-NUFF
Anlam: tamamen katılmasam da dediğini kabul ediyorum.

Örnek: "I can't make it tonight." "Fair enough."
Doğal devam: "Let's do another day."

Burada ton önemlidir. Sıcak söylenirse saygılıdır. Düz ve soğuk söylenirse küçümseyici duyulabilir.

I beg to differ

Telaffuz: EYE BEG tuh DIFF-er
Anlam: katılmıyorum, genelde resmi veya biraz dramatik bir şekilde.

Örnek: "This is the best plan." "I beg to differ."
Doğal devam: "Here's why I think option B is safer."

Mahkeme tarzı sahnelerde, tartışmalarda ve alaycı atışmalarda duyarsın. Gerçek hayatta biraz kasıntı gelebilir, dikkatli kullan.

take it with a grain of salt

Telaffuz: TAYK it with uh GRAYN of SAWLT
Anlam: bir şeye tamamen inanma.

Örnek: "He says he's quitting tomorrow, but take it with a grain of salt."
Doğal devam: "He says that every month."

Dedikodu, söylenti ve güvenilmez anlatıcılar için çok işe yarayan bir deyimdir.

Sırlar, dürüstlük ve bilgi

spill the beans

Telaffuz: SPILL the BEENS
Anlam: bir sırrı söylemek.

Örnek: "Who told you? Come on, spill the beans."
Doğal devam: "I won't be mad."

Oyunbaz bir baskıdır. Kendin için de kullanabilirsin: "Okay, I'll spill the beans."

let the cat out of the bag

Telaffuz: LET the KAT out of the BAG
Anlam: yanlışlıkla bir sırrı açığa vurmak.

Örnek: "She let the cat out of the bag about the surprise party."
Doğal devam: "Now we have to change the plan."

Sitcom yanlış anlaşılmalarında çok yaygındır. Açığa vurmanın kasıtlı olmadığını ima eder.

word of mouth

Telaffuz: WURD of MOWTH
Anlam: reklamla değil, insanların konuşmasıyla yayılan bilgi.

Örnek: "That restaurant got popular by word of mouth."
Doğal devam: "Nobody even knows who owns it."

İş ve suç kurgularında çıkar. Argo değildir, nötr ve kullanışlıdır.

read between the lines

Telaffuz: REED bih-TWEEN the LYNEZ
Anlam: gizli anlamı kavramak.

Örnek: "He said he's 'fine,' but read between the lines."
Doğal devam: "He's clearly upset."

Bu, İngilizce için kritik bir dinleme becerisidir. Çünkü nazik çatışmada dolaylılık yaygındır.

Çaba, zorluk ve başarı

a piece of cake

Telaffuz: uh PEESS of KAYK
Anlam: çok kolay.

Örnek: "The test was a piece of cake."
Doğal devam: "I finished in ten minutes."

Günlük ve neşeli bir ifadedir. Biri zorlandıktan hemen sonra söylersen kaba duyulabilir.

on the same wavelength

Telaffuz: on the SAYM WAYV-lenth
Anlam: benzer düşünmek, birbirini kolay anlamak.

Örnek: "We work well together, we're on the same wavelength."
Doğal devam: "We don't even need to explain much."

Ekip montajlarında ve arkadaşlık sahnelerinde sık geçer. Uyumlu koordinasyonu anlatır.

get the hang of it

Telaffuz: GET the HANG of it
Anlam: pratikten sonra bir şeyi becermeye başlamak.

Örnek: "Give it a week, you'll get the hang of it."
Doğal devam: "The first day is the hardest."

Eğitim sahnelerinde aşırı yaygındır. Cesaret verici ve gerçekçidir.

practice makes perfect

Telaffuz: PRAK-tiss MAYKS PUR-fekt
Anlam: tekrar, beceriyi geliştirir.

Örnek: "Keep going, practice makes perfect."
Doğal devam: "Do five more reps."

Bu bir atasözüdür, tam olarak deyim değildir. Ama kalıplaşmış ifade gibi çalışır. Öğretmenlerden, koçlardan ve ebeveynlerden duyarsın.

the last straw

Telaffuz: thuh LAST STRAW
Anlam: bırakmana ya da patlamana neden olan son sorun.

Örnek: "He was late again, that was the last straw."
Doğal devam: "I told him I'm done."

Ayrılık sahnelerinde ve işten ayrılmalarda sık geçer. Bir sınır çizildiğini gösterir.

Para, değer ve maliyet

cost an arm and a leg

Telaffuz: KAWST an ARM and a LEG
Anlam: çok pahalı olmak.

Örnek: "That jacket costs an arm and a leg."
Doğal devam: "I'm waiting for a sale."

Günlüktür ama kaba değildir. Çoğu resmi olmayan ortamda güvenle kullanılır.

worth it

Telaffuz: WURTH it
Anlam: değeri, harcanan çabaya veya maliyete değmek.

Örnek: "The line was long, but it was worth it."
Doğal devam: "I'd go again."

Bu bir deyim değildir ama sürekli duyacağın temel bir ifadedir. Özellikle seyahat ve yemek sahnelerinde çok geçer.

pay off

Telaffuz: PAY AWF
Anlam: emek veya yatırım sonrası iyi sonuç vermek.

Örnek: "All that studying paid off."
Doğal devam: "I finally passed."

Filmlerde hem duygusal hikaye çizgileri hem de gerçek para için kullanılır. Hangisi olduğunu bağlam söyler.

Zaman, sıklık ve zamanlama

once in a blue moon

Telaffuz: WUNSS in uh BLOO MOON
Anlam: çok nadiren.

Örnek: "He visits once in a blue moon."
Doğal devam: "So don't wait for him."

Samimi ve hafif mizahi bir ifadedir. Tonuna göre hayal kırıklığı da taşıyabilir.

at the end of the day

Telaffuz: at the END of the DAY
Anlam: sonuçta, her şey hesaba katılınca.

Örnek: "At the end of the day, we need trust."
Doğal devam: "Without it, this won't work."

Konuşmalarda ve duygusal monologlarda yaygındır. Fazla kullanırsan dolgu gibi duyulabilir, ara sıra kullan.

better late than never

Telaffuz: BED-er LAYT than NEV-er
Anlam: geç gelmek, hiç gelmemekten iyidir.

Örnek: "You finally texted back." "Better late than never."
Doğal devam: "So what's going on?"

Sıcak da olabilir, alaycı da. Romantik kurgularda çatışma sonrası yumuşak bir sıfırlama gibi kullanılır.

in the nick of time

Telaffuz: in the NIK of TYME
Anlam: tam zamanında, geç kalmadan hemen önce.

Örnek: "We got to the station in the nick of time."
Doğal devam: "The doors were closing."

Klasik aksiyon ve komedi anıdır. Kıl payı yetişmeyi anlatır.

Duygular, stres ve sakinleşme

take it easy

Telaffuz: TAYK it EE-zee
Anlam: rahatla, sakinleş, ya da kendini çok yorma.

Örnek: "You've been stressed, take it easy this weekend."
Doğal devam: "Let's do something simple."

Bazı bağlamlarda "hoşça kal" anlamına da gelebilir: "Take it easy, see you tomorrow."

hang in there

Telaffuz: HANG in THAIR
Anlam: dayan, pes etme.

Örnek: "I know it's rough, hang in there."
Doğal devam: "It'll get better."

Destekleyici ve mesajlarda, aramalarda, motive edici konuşmalarda çok yaygındır. Güvenli ve samimidir.

lose your cool

Telaffuz: LOOZ yur KOOL
Anlam: sinirlenmek, sakinliğini kaybetmek.

Örnek: "He lost his cool in the meeting."
Doğal devam: "Now HR is involved."

Küfür etmeden çatışmayı anlatmak için kullanışlıdır. Daha sert dil için İngilizce küfürler rehberi yazımıza bak.

keep it together

Telaffuz: KEEP it tuh-GETH-er
Anlam: duygusal kontrolü korumak.

Örnek: "I tried to keep it together at the funeral."
Doğal devam: "But I started crying anyway."

Duygusal sahnelerde çok geçer. Mükemmelliği değil, çabayı anlatır.

İlişkiler, sınırlar ve tercihler

not my cup of tea

Telaffuz: NOT my KUP of TEE
Anlam: sevdiğim bir şey değil.

Örnek: "Horror movies aren't my cup of tea."
Doğal devam: "I'd rather watch a comedy."

Bir şeyi aşağılamadan tercih belirtmenin nazik yoludur. Özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır ama genel olarak anlaşılır.

on thin ice

Telaffuz: on THIN EYESS
Anlam: riskli bir durumda olmak, başın belaya girmek üzere olmak.

Örnek: "You're on thin ice after that lie."
Doğal devam: "Don't do it again."

Patron çalışan sahnelerinde ve ilişki çatışmalarında sık geçer. Sonuçların yaklaştığını ima eder.

give someone the benefit of the doubt

Telaffuz: GIV SUM-wun the BEN-uh-fit of the DOWT
Anlam: kanıt olmadan iyi niyet varsaymak.

Örnek: "Let's give her the benefit of the doubt."
Doğal devam: "Maybe she didn't see the message."

Olgun çatışma yönetimi için üst seviye bir ifadedir. İş yeri ve aile diyaloglarında yaygındır.

call it quits

Telaffuz: KAWL it KWITS
Anlam: bırakmak, bitirmek, ya da ayrılmak.

Örnek: "We argued for hours, then called it quits."
Doğal devam: "We'll talk tomorrow."

İlişki, iş, oyun veya proje için kullanılabilir. Bağlam netleştirir.

İş, planlar ve karar verme

go with the flow

Telaffuz: GOH with the FLOH
Anlam: esnek olmak, fazla plan yapmamak.

Örnek: "No schedule today, let's go with the flow."
Doğal devam: "We'll see what we feel like."

Seyahat sahnelerinde ve rahat karakterlerde yaygındır. Plan yapmayan birini eleştirmek için de kullanılabilir.

think outside the box

Telaffuz: THINK out-SYDE the BAWKS
Anlam: yaratıcı düşünmek, standart dışı fikirler kullanmak.

Örnek: "We need to think outside the box."
Doğal devam: "What if we partner instead of competing?"

Kurumsal diyaloglarda çok geçer. Klişe duyulabilir ama duyarsın.

the ball is in your court

Telaffuz: thuh BAWL iz in yur KORT
Anlam: sıra sende, karar vermen ya da harekete geçmen gerekiyor.

Örnek: "I've sent the offer, the ball is in your court."
Doğal devam: "Let me know by Friday."

Nazik bir baskıdır. Pazarlıkta, flörtte ve arkadaşlık çatışmalarında çıkar.

cut corners

Telaffuz: KUT KOR-nerz
Anlam: zaman veya para kazanmak için işi ucuza getirmek, özensiz yapmak.

Örnek: "They cut corners on safety."
Doğal devam: "That's why the product failed."

Araştırmacı kurgularda sık geçer. Olumsuz sonuç ima eder.

Film ve dizilerde deyimleri anlamak (pratik yöntem)

Deyimler, onları bir sahne türüne bağlayınca en kolay hale gelir. Onları, yazarların belirli anlar için kullandığı öngörülebilir araçlar gibi düşün: gerilim, barışma, ikna veya komedi.

Bu beceriyi çalıştırmanın basit bir yolu:

  1. Gerçekten izlediğin bir tür seç.
  2. O türde tekrar eden 10 deyim topla.
  3. Deyim gelmeden önce tahmin edene kadar kısa klipleri tekrar izle.

Burada argo da deyimlerle kesişir. Modern ve trend odaklı tarafı istiyorsan, bu yazıyı İngilizce argo rehberi ve Gen Z argo rehberi ile birlikte kullan.

🌍 İngilizce neden bu kadar çok kalıplaşmış ifade kullanır

İngilizce konuşma, hazır kalıplara çok dayanır. Çünkü bu kalıplar nezaketi, hızı ve duyguyu yönetmeye yardım eder. Hızlı diyalogda tanıdık bir deyim, uzun açıklama olmadan alay, güven verme veya hayal kırıklığı gibi bir tavrı anında gösterebilir.

Öğrenenlerin deyimlerle yaptığı yaygın hatalar

Deyimler güçlüdür ama yanlış kullanmak da kolaydır. Aşağıdaki hatalar, öğrenenin kulağa yapay gelmesine en sık neden olanlardır.

Deyimi yanlış duygusal tonda kullanmak

Bazı deyimler oyunbazdır ("spill the beans"), bazıları ciddidir ("the last straw"). Ciddi bir anda oyunbaz bir deyim kullanırsan duyarsız görünebilirsin.

Deyimleri birbirine karıştırmak

Öğrenenler bazen iki ifadeyi birleştirip tek bir şey söyler. Ana dili konuşanlar bunu şaka olarak yapar. Normal konuşmada ise hata gibi duyulur.

💡 Güvenli bir kural

Emin değilsen, deyimi sadece filmde veya dizide duyduğun tam biçimiyle kullan. Otomatikleşene kadar onu alıntı gibi düşün.

Sevdiğin bir deyimi fazla kullanmak

Doğru deyimler bile tekrar edince tuhaf duyulabilir. Gerçek konuşmada çeşitlilik önemlidir. Konuşanlar sık sık deyimlerle kelimesi kelimesine ifadeler arasında geçiş yapar.

Hızlı bir pratik planı (günde 15 dakika)

Deyimlerin sadece tanıdık değil, kullanılabilir olmasını istiyorsan şöyle çalış:

  • 5 dakika: bir klip dinle ve altyazıyı bir kez oku.
  • 5 dakika: tekrar oynat ve deyimli repliği gölgeleyerek söyle.
  • 5 dakika: deyimi kendi hayatına uyarlayarak iki yeni cümle kur.

Daha planlı dinleme pratiği için, klip temelli öğrenme fikirleri adına Wordy blog sayfasına göz at. Ya da doğrudan İngilizce öğrenme sayfası ile başla.

Son mesaj

Deyimleri, tek başına tanımlar olarak değil, sahneye bağlı kalıplar olarak öğren. "break the ice" veya "take it with a grain of salt" duyduğunda durumu anında gözünde canlandırabiliyorsan, film ve gerçek konuşma anlama hızın çabuk artar.

Bu beceriyi sistemli şekilde geliştirmek istiyorsan, bu rehberi İngilizce telaffuz temelleri ile birleştir. Böylece hızlı söylendiğinde bile deyimleri tanırsın.

Sıkça Sorulan Sorular

İngilizcede deyim nedir?
Deyimler, anlamı kısmen ya da tamamen mecaz olan, yerleşik ifadelerdir, yani her zaman kelimelerden tek tek tahmin edemezsiniz. Örneğin 'break the ice' gerçek buz kırmak değil, sohbeti başlatmak demektir. Deyimler gündelik konuşmada, hikâye anlatımında ve eğlence içeriklerinde çok yaygındır.
Filmleri anlamak için kaç İngilizce deyim bilmek gerekir?
Binlercesini bilmeniz gerekmez. Önce günlük diyaloglarda sık geçen az sayıda deyimle başlayın, sonra türlere göre genişletin. İngilizce dünya çapında konuşulduğu için bölgesel deyimler de duyarsınız. 30-50 temel deyim ve yaygın argo, anlamayı hızlıca artırır.
Deyimler argo ile aynı şey mi?
Hayır. Deyimler, 'once in a blue moon' gibi, nötr olabilen ve uzun süre kullanılan yerleşik kalıplardır. Argo ise daha çok yaş grupları, trendler ve kimlikle ilişkilidir, daha hızlı değişir. Birçok argo ifade deyimsel olabilir, ama pek çok deyim de argo değildir.
İngilizce deyimler ABD ve Birleşik Krallık arasında farklı mı?
Evet. Birçok deyim ortaktır, ancak bazıları belirgin biçimde bölgeseldir, ortak olanların kullanım sıklığı da değişebilir. ABD medyası Amerikan deyimlerini dünyaya yayar, Britanya deyimleri ise Birleşik Krallık, İrlanda ve Commonwealth bağlamlarında yaygındır. Öğrenirken en çok duyduğunuz İngilizce türünü not edin.
Liste ezberlemeden deyimleri öğrenmenin en iyi yolu nedir?
Deyimleri bağlam içinde öğrenin, bir sahne, konuşanın niyeti ve ardından gelen cümleyle birlikte. Film ve dizi klipleri iyi çalışır çünkü sosyal durumu ve duyguyu görürsünüz. Sonra deyimi kendi cümlelerinizde kullanın ve aralıklı tekrar ile otomatikleşene kadar gözden geçirin.

Kaynaklar ve Referanslar

  1. Oxford English Dictionary (OED), Oxford University Press, güncellenen sürüm
  2. Cambridge Dictionary, Cambridge University Press, çevrim içi sürüm
  3. British Council, Learning English: kelime bilgisi ve deyimler kaynakları, erişim 2026
  4. Ethnologue, 27. baskı (2024): İngilizce dili maddesi ve konuşur tahminleri
  5. Wray, Alison. Formulaic Language and the Lexicon. Cambridge University Press, 2002

Wordy ile öğrenmeye başla

Gerçek film klipleri izle, izlerken kelime dağarcığını geliştir. İndirmesi ücretsiz.

App Store’dan indirGoogle Play'den edininChrome Web Mağazası'nda mevcut

Daha fazla dil rehberi